Eski
Türkçe’de de baykuş. İlk kullanımı olan Mavıkkuş
kelimesinden geldiği, Mavık kelimesinin se kuşun çıkardığı sesten yansıdığı düşünüşüyor.
İngilizce’deki karşılığı olan “Owl” ve
Almanca’daki karşılığı olan “Uhu” kelimeleri bu hayvanın çıkardığı sesin
yansımasıyla oluşmuş. Bir çok dilde de
bu yansıma görülmekte.
Baykuş ve özellikle ötüşü bir çok kültürde uğursuz kabul
edilir. Aslında baykuşun ötüşünün bu şekilde değerlendirilmesi onun olağanüstü
fiziksel yeteneklerinden dolayıdır. Tarihte çoğu zaman şeytanın ve ölümün
habercisi olarak görülmüştür.
Tarihte baykuşu uğurlu ve kötü ruhlara karşı bir korunma sembolü olarak gören
kültürler de olmuştur ama nedense günümüze bu mükemmel kuş hakkındaki olumsuz
inanışlar daha fazla ulaşmıştır. Günümüzde bile hala baykuşun üç kez arka
arkaya ötüşünün, bir evin çatısına konmasının veya çevresinde üç kez dolanarak
uçmasının o evdekilere uğursuzluk, hatta ölüm getireceğine inananlar vardır.
Baykuşun insanları olumsuz yönde etkileyen üç özelliği vardır: Geceleri
dolaşması, son derece sessiz uçması ve insan çığlığını andıran ötüşü, insanlar
her zaman geceden ve karanlıktan korkmuşlardır. Diğer birçok canlı türüne göre
insanların gece görüş yetenekleri sınırlıdır. Gece yaşayan canlılar ve
duydukları sesler onlardaki bilinmeyene karşı olan korkuyu daha da arttırır.
Baykuşların kanatlarındaki telekler kadife gibi yumuşacık tüylerle kaplı
olduğundan uçarken kartal, atmaca gibi sesler çıkartmazlar. Canlılar ancak çok
yakınlarına geldiğinde onun farkına varırlar. Bu da her an, her yerde ortaya
çıkabilecekmiş duygusuyla insanlarda huzursuzluk yaratır.
Baykuşlarla ilgili uğursuzluk inanışlarında her zaman şeytan ve ölüm vardır.
Babilliler gecenin sessizliğinde çığlık atar gibi öten baykuşun sesinin,
çocuğunu doğururken ölen bir annenin çığlıklarını yansıttığına inanıyorlardı.
Eski Mısırlılar'da da baykuş ölüm kuşu olarak nitelendiriliyordu. Tarihi
kalıntılardaki hiyeroglif kabartmalarda baykuş hep karanlığı, sessizliği ve
ölümü temsil eden bir sembol olarak görülür.
Eski Yunanlılar'da ise tam tersine baykuş gecelerin, savaşın, akıllılığın ve
sanatın Tanrısı Athena'nın sembolü olarak kabul edildi. Yunanlılar baykuşların
onları koruduklarına, gece görüş özelliklerinin Tanrılar tarafından verilmiş
olduğuna inanıyorlardı. Bu nedenle tapınaklarının her tarafında bol miktarda
baykuş yaşıyordu. İnanışlarına göre savaşa hazırlanan bir ordunun üstünden uçan
baykuş gelecek zaferin habercisiydi.
Yunanlılar baykuşun bilge bakışlarından o kadar etkilendiler ki MÖ altıncı
yüzyılın sonundan birinci yüzyıla kadar Atina'da bastırılan paraların arka
yüzünde baykuş amblemi yer aldı.
Yüzyıllar sonra Avrupa, Asya ve Afrika'nın birçok bölgelerine yayılmış olan
Romalılar baykuş hakkında Babilliler ve Mısırlılar zamanında kalan görüşleri
benimsediler ve kuşu bir uğursuzluk sembolü olarak kabul ettiler. Hatta daha da
ileri giderek uğursuzluğu savuşturmak için yakaladıkları baykuşları yakmaya,
küllerini nehirlere savurmaya başladılar.
Romalılara göre baykuş ölüler diyarından geliyordu ve yakın bir ölümün
habercisiydi. Sezar öldürülmeden az önce de baykuşların haykırışları
duyulmuştu. Romalılar Avrupa'nın orta kesimlerine yayıldıkça kendi düşünce ve
kültürlerini de beraberlerinde taşıdılar. Aslında taşıdıkları daha önce
etkilenip benimsedikleri Babil ve Mısır kültürlerinin kalıntılarıydı.
Baykuş’un
peygamberlerden Hz. Süleyman ile de bir hikayesi var:
“ Süleyman
aleyhisselam bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun mucizelerinden biriydi.
Gökte tahtı ile gezerdi. Bir gün baykuş Süleyman aleyhisselama selam verdi.
Süleyman aleyhisselam selamını alıp ona sordu ki:
- Niçin
buğday yemezsin?
- Adem
aleyhisselam onun yüzünden Cennetten çıktığı için.
- Niçin su
içmezsin?
- Nuh
aleyhisselamın kavmi suda boğulduğu için.
- Niçin hep
harabelerde bulunursun?
- Harabeler
Allahü tealanın mirasıdır.
- Niçin evlerde
ötersin?
- İnsanları ikaz
için. Önlerinde şiddetli tehlikeler varken nasıl gafletle uyurlar. Böylesine
yazıklar olsun!
- Gündüzleri
niçin çıkmazsın?
- İnsanlar bana
zarar verebilirler.
- Öterken ne
dersin?
- Tesbih okur
bir de "Ey gafiller, çıkacağınız uzun sefer için azık hazırlayın!"
derim.
- Ey baykuş,
insanlar seni uğursuz sayarlar. Halbuki senin kadar insana merhamet eden ve
nasihatte bulunan yokmuş.”
Geç yatıp geç
kalkma özelliğine de, Baykuşlar da aynı şekilde uyudukları için, Baykuş uykusu
deniyormuş.
Kuşlar